Korkmayın Allah'ın da bir planı var

Ehli küfür ve ehli küfürün taşeron uşakları bu kadar azıtıp her köşe başına kapmışken korkup ürkmemek elde değil bazen..

Nasıl olacak? tüm kaleler bir bir kaybedilirken. Elde avuçta ne varsa bir bir yok olurken.. Yok mudur bir çıkış kapısı? yok mudur bir kurtuluş? Yok mudur yarınlardan ümit..

Korkmayın..

Allah'ın da bir planı vardır.

Hedef süper güç olmak değil..
Hedef tanklar toplar üretmek değil
Hedef nükler silahlar füzeler uzay üstleri üretmek değil..

Sadece Allah Rızası..

Üzerinize düşeni yapınız. Görevinizi dört dörtlük yapmaktan beri durmayınız. Allahın rızasını kazanmak için ne yapmanız gerekiyorsa onu yapınız. Ve gerisini Allah'a havale ediniz.

Siz ebrehenin fillerine takmayınız kafanıza.. Develerinizi sahip çıkınız yeter. Gerisi öyle bir olacak ki inanamayacaksınız.

Adım adım..

Yavaş yavaş..

Hep bir umut, hep bir iyi niyet..

Bazı grup ve topluluklar için hep bir umut içindeyiz. Hep bir iyi niyet yaklaşımındayız. Onların yaptıkları bütün yanlış ve hataları hep tevil etme ve vardır bir hikmeti deme derdindeyiz. Tuhaf ama böyle. Mutlaka vardır bir bildikleri. Evet ters geliyor bize ama böyle davrandıran birşey vardır diyoruz. Ve kendimizce onların da haklı olduğunu zannediyoruz.

Hayır asla öyle değil. Onları makul gösteren şey bizim umudumuz ve iyi niyetimiz değil tam tersi şeytanın vesvesesinin ta kendisidir. Çünkü kafirleri dost edinen o sözde müslümanların yaptıkları şeytanlığın ta kendisidir. Onlar şeytanın uşaklarıdır. Onlar Allah adını kullanarak Allah diyenlerle ile savaşan hainlerdir. Onlar Allah yolunda gerçekten hizmet edenlerin tekerleklerinin önüne, ehli küfür tarafından konmuş taş gibidirler. Ve onların şeytanları o kadar bol ki işte bize iyi niyet ve umut vererek vesvese vermekteler..

Tek düze insan değiliz, her görüşten parça taşıyoruz

Kaçımız tek düzeyiz ki? Tek bir ideoloji tek bir düşüncenin eseriyiz? Biz neyiz?

İçinde var olduğunu iddia ettiğimiz ideoloji bizim bugünkü seviyeye gelmemizde yüzde kaç paya sahip?

Ya da içinde olduğumuz cemaat tarikat dernek kurum bize öğretilenlerin yüzde kaçını öğretti? Ya da öğrettiğini zannettiklerimizin yüzde kaçı onlara ait?

Okuduğumuz bir kitap..

İzlediğimiz bir film..

Sokakta selam verdiğimiz bir arkadaş..

Yaşadığımız mahalle..

Sınıftaki öğretmenimiz..

Otobüste yanına oturduğumuz çocuk

Okuduğumuz gazete..

Baktığımız bir fotograf, bir karikatür..

Facebook profilimizdeki bir paylaşım

* * *

Sürekli olarak bize biz yapan değerler üzerine birşeyler katmaktadır. Hiç farkına varmadan bizi adım adım ilerletmekte 10 sene 20 sene sonra sahip olacağımız ideoloji ve görüşlerin temellerini atmaktadır.

Kaç kişi bugün yediği gıdaların vücudunun ihtiacına uyup uymadığına bakar?

Yapay zeka ve geleceğin robotları

Aslında burada neyi yazmak istediğim bile mechul. Ne yazmak istiyorum, neyi anlatmaya çabalıyorum ya da anlaşılan ne olacak mechul..

Geleceğe vurgu yapacak sadece teğet gecen bir fikrin duman olup uçmasını istemediğim için burada arşivlenmesini isteyerekten bir iki satır karalamak istiyorum

Bu düşünceyi tetikleyen etkenler:

- Yapay zeka
- teknolojik gelişmeler
- bilgisayarlar
- ve bilim kurgu filmler

* * *

Bize nasıl bir gelecek bekliyor kestiremez bir noktadayız.

- Kendi kendine park eden araçlar
- İnsansın hava araçlar uçaklar
- Her adımımızı takip eden sosyal medya siteleri
- Her köşe başındaki kameralar
- Akıllı telefon çılgınlıkları
- Kendi kendine işleyen fabrikalara doğru ilerlemeler

robotik gelecekler

* * *

Nereye gidiyoruz?

Yarın bizlere neler bekliyor?

Biz bu gidişatın neresindeyiz?

İslam gemisinin rotasını nasıl yoldan çıkartıyorlar

İslam düşmanlığını körüklemek ve toplumu islamdan uzaklaştırmak için bilinçli olarak islamiyet yanlış tanıtılmakta.

Osmanlı himayesi altında kalmış ülkelerde osmanlı düşmanlığı ile islam karalanırken türkiyede ise bizzat yaratılan(!) hayali kişi ve kahramanlarca islamiyet öcü olarak göstertilmeye çalışılmakta.

Bunun için güdülen strateji ise:

1. toplum islamdan uzaklaştırılmakta. Yani islam ve din adına eğitim hiç bir şekilde verilmemeye çalışılmakta.

2. toplumda islam adına eğitim veren kurum ve derslerde asıl öğretilmesi gereken bilgiler değil de boş şeyler öğretilmekte. Merak eden ilahiyat fakultelerinin müfredatlarını bakabilirler. Ya da imam hatipleri mercek altına alabilir.

3. Mezhepsizlik körüklenmekte. Özellikle eğitim kurumları aracı olarak kullanılmakta. Hadisler bilinçli olarak çarpıtılmakta. Uydurma oldukları lanse edilmekte. Kuran üzerinde oyunlar oynanmakta. Slogansal ifadelerle müslümanlar tuzağa düşürülmekte.

Herşey tesadüflerle mi gelişiyor zannediyoruz

Yaşanan her olay kendiliğinden mi geliyor acaba?

Hiç mi kurgu yok? Hiç mi geçmişte yapılmış bir plan ve programı yok?

Hiç mi yüzyıllarca hatta binlerce yıllık geçmişi yok?

Hiç mi arkasında gözü dönmüş birileri yok

Ne sanıldığı gibi herşey bizim gibi insanlar tarafından planlanmış programlanmış durumda.. Ne de öyle başı boş duruyor..

* * *

Plancılar çok fazla.. Tek kişi değil. Tek grup değil.. Tek devlet değil. Tek bir din mensubu değil

Farklı farklı plancı var. Bazen bir plancı ekibin içinde bile başka plancılar var.. Plan içinde planlar dönüyor.

* * *

Her bir plancı kendi kurgusunu yapıyor, tohumlarını derliyor ve hedef toprağa seçip büyütüp hasat ediyor.

Tabi bir de herşeyin tesadüflerle geliştiğini sanan kitleler var.

O öyle sananlara yüzyıllarca maymun hikayesi okudular. Mükemmel bir insanın bile maymundan evrimleştiğini söylediler. Öyle inandırdılar. Herşey tesadüflerden ibaret diye haykırdılar.

* * *

ikiyüz yıllık projeyle türkiyedeki islamı bozma mücadelesi

İslam dünyasının yüzyıllarca hilafet merkezi olan istanbul, islamın kalesi durumunda..

Ve islam dünyasını tamamen esir altına alınabilmek için bu kale düşürmeyi planlıyanlar 200 yıllık bir proje ile karşımızda

Bu projenin bir çok farklı ayakları var.

Siyasi ayağı, arkasında devlet desteğini yok etmekti. Bunu 1909 yılında osmanlı imparatorluğunu yok ederek aldılar. İttihatcılar ise 10 yılda imparatorluğu bitirdi.

En kritik nokta manevi ayağı idi.

Manevi ayak için ilk süreç 1700 lerde başlayan koparma işlemleri başladı. Vahhabilik kuruldu vs.

Osmanlıda yapılan bir çok deneme sürecinde bir çok maşa karakterler sahaya sürüldü..

Bu MAŞA karakterler'e çeşitli görevler verildi icra edildi.

Manevi saldırı projesi birden çok farklı derecelerde çeşit çeşit hedeflere sahipler.

her bir kademenin lider ismi farklı. En kritik savaş ise ehli sünnet cephesinde yaşanıyor.

Kuran'a ihanet eden, Vatan'a neler etmez!!

Kuran ve sünnet mihenk taşımız..
Şeytana uşak olmuşlar mutlaka bir noktada dişlerini göstereceklerdir. Ve mutlaka bir yerde kuran ve sünnete dil uzatıp ayetleri yok sayacaklardır.

Unutmayın kuran ve sünnet'e ihanet eden bir kişi, güzel vatanımıza neler etmez!!!

Onlar kuran ve sünnet düşmanı ehli küfür ile ittifak edip, en zor günlerinde müminleri sırtlarından hançerlerler..

Kurandan bir ayeti inkar eden kişi, kuran'a ihanet etmiştir..

Kurandan bir ayetin günümüzde hükmü yoktur diyen kişi, kurana ve islama ihanet etmiştir..

Kuranda açık şekilde belirtilmiş hükümleri yok sayıp yeni hükümler uyduranlar kurana ihanet etmişlerdir..

Kafirleri dost edinip hatta onların da cennete gidebileceğini iddia eden kişi kurana ihanet etmiştir.

Yıllarca bu ihanetleri izledikten sonra, bu zihniyetin islam'a dini mübine hizmet edeceğini mi sanıyorsunuz?

Onlar gerçek hizmet ehli olabileceklerini mi sanıyorsunuz?

Peygamber Efendimizin (S.A.V) Şeytan İle Konuşması (Tıkla Oku)

Seceret-ül Kevn' den
(Muhîddin-i Arabî)
îbni Abbas (R.A.) den naklen Muaz bin Cebel rivayet ediyor;
Bir gün Rasulüllah (S.A.V.) Efendimiz Hz. Eyyüb El-Ensarî' nin evinde ashabı ile sohbet ederlerken, dışarıdan:
- Ya Rasülullah! Görülecek, halledilecek bir işim var. Halli için içeriye girmeme müsaade buyurur musunuz? diye bir ses geldi. Bu sesi işiten Rasulüllah (S.A.V.) Efendimiz ashaba dönerek:
- Bu sesin sahibinin kim olduğunu biliyor musunuz
- ALLAH ve Rasülü en iyi bilendir. Sesin sahibinin kim olduğunu bilmiyoruz ya Rasûlullah! dediler. Efendimiz:
- O, melûn îblîs' tir ALLAH' ın laneti O' nun üzerine olsun, buyurunca
Hz. Ömer (R.A.) hemen yerinden fırlayarak:
Ya Rasûlullah! izin veriniz. O' nu hemen öldüreyim, dedi.
- Dur ya Ömer! Bilmez misin ki
O' na belli hır vakte kadar mühlet verilmiştir. Buna kimse muktedir değildir. Öldürmeyi aklından çıkar, dedikten sonra şöyle buyurdu:

İslam ülkeleri neden geri kalmış

Bugün gerçekten de bir çok islam ülkesi çok geride. Parası olanlar da zevki sefasında.
Bu gerçek ne yazikki kara-propaganda olarak kullanılmakta ve bu yolla islamiyet karalanmaktadır. Sanki bu geriliğin nedeni islamdanmış gibi yansıtılmaktadır.
Hayır! Geri kalmışlık islamiyetten değildir. Tam tersi ESARETTEN'dir!! Bizim geri olmamızın temel nedeni zaten ileri olarak gördüğümüz ülkelerin ta kendisidir.
Bugün ileri olarak gözüken avrupa ve amerika ülkeleri, ileri olarak kalabilmek için bizleri geri bırakmanın yollarını denemeye devam etmektedir.
Tarih tekerrürden ibarettir.
Bir dönem islam ülkeri ileri, avrupa ülkeleri geri..
Başka bir dönem islam ülkeleri geri, avrupa ülkeleri ileri olmaktadır.
300-400 yıl öncesine dönün.. Dünya'nın süper gücü osmanlı imparatorluğu.. Avrupa ise kan ağlıyor.
800-900 sene öncesine bakınız.. Avrupa islam ülkelerine saldırmış. Haçlı seferleri var. Müslümanlar biribiri ile savaşırken avrupalı topraklarımızı işgal etmiş..

Tek plan yapıcı olan Allah.. Gerisi faso fiso

İnanılmaz bir paronaya olma sürecindeyiz. Çooook derinlerde birileri sürekli toplanıyor planlar programlar yapıyor ve dünyayı onlar yönetim şekillendiriyor..

Yaşanan her olayı, her hadiseyi, ne varsa da işte o derin güçler planlayıp gerçekleştiriyor..

Biz acizler faniler hep öyle sanıyor. Öyle düşünüyoruz. Ya da buna inandırılmaya çalışıyoruz.. Kendimizi kandırıyoruz. İzlediğimiz filmler okudugumuz kitaplar herşey ama herşey bize böyle empoze ediliyor. 500 yıldır birileri dünyayı böyle yönetiyor diye öğretiliyoruz. Osmanlıyı birileri yıktı. vs. vs. vs.

İlerleyip gidiyor paronaya halimiz. Sanki TANRI o gizli güç. dünyaya onlar yaratmış gibi kaptırmışız kendimize.

Halbuki gerçekten de öyle mi? Yoksa birileri bize ninni mi okuyor?

Bakın rabbimiz yüce kitabında bize nasıl haber veriyor:

----

Çin malı büyücülerden uzak durunuz

Merdiven altı büyücülükte diyebileceğimiz fakat günümüz deyimi ile çin malı olarak adlandırabileceğim taklit yalancı sahtekar büyücülerden uzak durunuz. Medyum kılığı ile ortalıklarda dolaşıp insanların paralarını yürüten bu sehtekalar her yerde.

İnsanların manevi duyguları ile oynayan ve inançtan yoksun bu çin malı büyücüler insanlık nimetinden yoksundurlar. Tamamen süflileşmiş durumdadırlar.

Neden bu tarz büyücülere çin malı deniyor.. Bir büyücünün ya da büyü bozan kişinin orjinal mi ya da taklit mi olduğunu nasıl anlayacağız?

Çin malı büyücüler, bir kaç büyü kitabı satın alıp okuyan ve oradakileri uygulamaya kalkışan yetkisiz kişilerdir. Korsan taksici gibidirler. Namaz, abdest, din diyanet yoktur. Dini hiç bir eğitimleri yoktur. Hatta bazıları dinsizdirler bile.

Büyü avına giderken büyücülerin avı olmayın

Çevremizde bazı insanlar normal yollarla sahip olmadıklarını ya da engel olamadıkları için akla hayala gelmiyecek yollar denemekteler. Denedikleri yollardan birisi de büyü yaptırtmak ya da kendilerinin büyü işleri ile uğraşmasıdır.

Eşine adam gibi eşlik yapamayıp kaybettiğinde onu geri çağırmak için büyüceye koşanlar..
Sevdiğine kavuşamayınca, kaderle inatlaşıp onu sahip olabilme uğruna sevdiğinin hayatını karartanlar..
Akrabası komşusu ya da bir yakının varlığını mutluluğunu kıskanıp bozmaya çalışanlar..

Ya da kendisine büyü yapıldı sanıp büyücülerin kapılarını aşındıranlar

Gözden kaçırdıkları farkına varamadıkları ama anladıklarında çok geç kalacakları bir gerçeğin farkındalar mı?

Onlara göre büyücüler iki sınıfıtır:

1. sınıf büyücüler doğru bilir ve büyüyü bozarlar
2. sınıf büyücüler ise tam bilemez ya da hiç bilemez ama kandırıcı dolandırıcı değillerdir..

Toplumları tanımak anlamak isteyen insana baksın

Bir insanı tanımak için bir devlet yönetimini sistemini örnek verip analiz edebileceğimiz gibi toplumları anlamak tanımak ve kavramak için de bir insan gibi görüp öyle değerlendirip analiz edilebilir.

Yani bir devleti bir ülkeyi bir toplumu bir şehri hatta bir köyü tanıyıp anlayıp kavramak için bir insan gibi hareket ettiğini düşünüp öyle değerlendirmek bir çok anlaşılmaz noktaları anlamamızda yardımcı olacaktır.

Doğru teşhis doğru tedavi için de bizlere ipucu verecektir.

Örneğin türkiye devletini kültürünü birikimini ve yarın yapacağı hamleleri görüp anlamak için devlet gibi değilde türkiye adında bir insan olarak düşünebiliriz. 1923 doğum yılı gibi olsa da sancılı geçen bir 9 ayı da söz konusu olabilir. tazminattan birinci meşrutiyet dönemi.. birinci meşrutiyetten ikinci meşrutiyete geçen süreç ve sonraki cihan harbi ve yaşananlar hep bir doğum sancısı olmuştur..

insanların ömrü 50-60 yılla sınırlı kalabilirken devletler yüzyıllarca yaşayabilir.

İşte bu noktada:

GERÇEK MÜFLİS KİMDİR

Ebu Hureyre'nin r.a. rivayet ettiği bir hadiste Allah Rasulü s.a.v. sahabeye şu soruyu yöneltir:
"Müflis kimdir, biliyor musunuz?"
Ashab bu soruya: "Bize göre müflis, parası ve malı olmayandır." şeklinde cevap verirler. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz s.a.v.:

"Ümmetimin müflisi, kıyamet gününe; namaz, oruç ve zekat görevlerini yerine getirdiği halde, ona buna sövmüş, iftira etmiş, şunun-bunun (haksız yere) malını yemiş, kanının dökmüş, onu-bunu dövmüş olarak gelen kimsedir. Bu kişinin iyiliklerinin sevabından hak sahiplerine verilir. Borcu ödenmeden sevabı biterse diğerlerinin günahları ona yüklenir, sonra da cehenneme atılır." buyurdu.

(Müslim, Birr 59, Tirmizî, Kıyame 2)

İçeriği paylaş