Archive

Haziran 13th, 2015

İhya-i Ulumiddin'den Seçme Hadisler

899. En büyük düşmanın iki kaşın arasında seni kuşa-tan nefsindir. (İhya C.3 S. 10)

900. Yer yüzünde kendisine tapılan en sevimsiz şey, kişinin havâsı (nefsinin arzûları)dır. (İhya C.4 S. 569)

İhya-i Ulumiddin'den Seçme Hadisler

791. Şeytan hortumunu insanoğlunun kalbine koyar. Allah’ı hatırlarsa oradan uzaklaşır. Allah’ı unutursa kal-bini lokma lokma eder. (İhya C.3 S. 64)

792. Şeytanlar insan oğlunun kalplerinde dolaşmasay-dı, onlar melekler âlemini görürlerdi. (İhya C.3 S. 21)

793. Allahü Teâlâ bir kuluna hayır murat ederse ona kalbinden bir vaiz gönderir. (İhya C.3 S. 26)

794. Mü'min beş güçlük arasındadır: karşısındaki Mü'min olur haset eder, münâfık olur buğuz eder, kâfir olur kendisiyle savaşır, şeytan ise kendini sapıtmaya çalı-şır, nefsi de kendisiyle münâzaa eder. (İhya C.3 S. 143)

795. Gazap ve hiddet şeytandandır. Şeytan ise ateşten yaratılmıştır, ateş su ile söndürülür. Sizden biri kızdığı zaman yıkansın. (İhya C.2 S. 837)

796. Rüyada beni gören hakîkaten beni görmüştür. Çünkü şeytan benim sûretime giremez. (İhya C.4 S. 906)

Haziran 12th

6. İş

Altıncı iş, nefsi tektîr etmek, azarlamaktır. Nefis yaratılışta iyi işlerden kaçıcı, kötülüklere koşucudur ve hep tenbellik etmek ve şehvetlerine kavuşmak ister. Allahü teâlâ, bizlere, nefslerimizi, bu huyundan vazgeçirmeği, yanlış yoldan, doğru yola çevirmeyi emir buyuruyor. Bu vazîfemizi başarabilmek için, onu bâzan okşamamız, bâzan zorlamamız ve bâzan söz ile, bâzan da iş ile, idare etmemiz lâzımdır. Çünkü, nefis, öyle yaratılmıştır ki, kendine iyi gelen şeylere koşar ve buna kavuşmakta iken rastlıyacağı güçlüklere sabr eder. Nefsin, saadete kavuşmasına mani olan en büyük perde, gafleti ve cehâletidir. Gafletten uyandırılır, saadetinin nelerde olduğu gösterilirse, kabûl eder. Bunun içindir ki, Allahü teâlâ, Zâriyât sûresinde, meâlen, (Onlara nasihat et! Nasihat, müminlere elbette fayda verir) buyurdu. Senin nefsin de, herkesin nefsi gibidir. Nasihat ona te'sîr eder. O hâlde önce kendi nefsine nasihat et ve onu azarla! Hattâ, onu azarlamaktan hiç geri kalma! Ona de ki: Ey nefsim!

5. İş

Beşinci iş, mücâhededir ki, bazı büyükler, nefsleri kabahat yapınca, cezâ olarak çok ibâdet ederlerdi. Abdüllah ibni Ömer bir namazda, cemaate yetişmeseydi, bir gece uyumazdı. Ömer, bir cemaati kaçırdığı için, ikiyüzbin dirhem gümüş kıymetindeki bir malı sadaka verdi. Abdullah ibni Ömer, bir akşam namazını geciktirmişti. Hava kararıp iki yıldız görünmüştü. Bu kadar geciktirdiği için, iki köle âzâd eyledi. Böyle yapanlar çoktur. Nefsine ibâdetleri seve seve yaptıramıyan kimseye en iyi ilâc, sâlih bir zâtın yanında bulunmaktır. Onun ibâdetleri zevk ile yaptığını görerek, kendi de alışır. Birisi diyor ki, ibâdet yapmak için, nefsimde tenbellik gördüğüm zaman, Muhammed bin Vâsî ile sohbet ediyorum. [Muhammed bin Vâsî 112 [m. 721] de vefât etti.] Onunla birlikte bulunmakla, nefsimin bir hafta içinde, ibâdetleri seve seve yaptığını görüyorum. Bir Allah adamını bulamıyanlar, daha evvel yaşamış, sâlih insanların hayatını okumalıdır. Ahmed bin Zerîn bir tarafa bakmazdı. Sebebini sordular.

4.İş

Dördüncü iş, nefse cezâ yapmaktır. Nefis ile hesap yapıp, kusurlarını görüp, cezâ verilmez ise, cesaret bulur, şımarır. Kendisi ile başa çıkılamaz. Şüpheli şey yimiş ise, aç bırakmalı, yabancı kadınlara bakmış ise, iyi mubâhlara baktırmamalı. Her azaya böyle cezâ vermelidir. Cüneyd-i Bağdâdî (298 [m. 910] de Bağdâdda vefât etti) diyor ki, (İbnil Kezîtî, bir gece cünüb oldu. Gusletmeye kalkarken, nefsi tenbellik etti ve hava soğuk, hasta olursun, sabr et, yarın hamama git dedi. Antâri ile gusletmeye yemin eyledi. Öyle yaptı ve Allahü teâlânın emrinde gevşeklik yapan nefsin cezâsı budur, dedi. Birisi, bir kıza baktı, sonra pişman olup, cezâ olarak serin su içmemeye yemin etti ve içmedi. Ebû Talha bağında namaz kılıyordu. Güzel bir kuş, yanına kondu. Ona dalarak, kaç rekât kıldığını şaşırdı. Nefsine cezâ olarak, bağı fakirlere sadaka verdi. [Ebû Talha Zeyd bin Sehl-i Ensârî bütün gazâlarda bulundu.

3. İş

Üçüncü iş, amellerden sonra yapılacak muhâsebedir. Her gün yatarken, o gün yaptığı işler için nefsi hesaba çekmeli, sermâyeyi, kârdan ve zarardan ayırmalıdır. Sermâye farzlardır. Kâr da,sünnetler ve nâfilelerdir. Ziyân ise, günahlardır. İnsan, ortağına aldanmamak için, onunla hesaplaştığı gibi, nefse karşı daha uyanık davranmak lâzımdır. Çünkü nefis, çok hîleci ve yalancıdır. Kendi arzularını, sana iyi, faydalı gösterir. Her mubâhı bile sormalı, bunu niçin yaptın demelidir. Zararlı birşey yaptı ise, tazmîn ettirmeli, ödetmelidir. İbnissamed, büyüklerden idi. Altmış hicrî senelik hayatının Hesabını yaptı. Yirmibirbinbeşyüz gün idi. Âh! Her gün, en az, bir günah yapmış isem, yirmibirbinbeşyüz günahtan nasıl kurtulurum? Hâlbuki, öyle günlerim oldu ki, yüzlerce günah işlerdim, diye düşünerek, bir feryâd edip yıkıldı. Baktılar, ruhunu teslim etmişti. Fakat, insanlar, kendilerini hesaba çekmiyorlar. Eğer her günah işledikte, odasına bir kum koysa, bir kaç sene içinde oda kum ile dolar.

2. İş

İkinci iş, murâkabedir. Yâni, nefsi kontrol etmek, ondan gâfil olmamaktır. Ondan gâfil olursan, kendi şehvetlerine ve tenbelliğine döner. Allahü teâlânın, her yaptığımızı, her düşündüğümüzü bildiğini unutmamalıyız. İnsanlar, birbirinin dışını görür. Allahü teâlâ ise, hem dışını, hem içini görür. Bunu bilen bir kimsenin, işleri ve düşünceleri edebli olur. Buna inanmıyan kâfirdir.İnanıp, muhâlefet etmek ise, büyük cesarettir. Allahü teâlâ meâlen buyuruyor ki: (Ey insân! Seni her ân gördüğümü bilmiyor musun?). Bir Habeş,Resûlullah efendimizin huzuruna gelip, (Çok günah işledim. Tevbem kabûl olur mu?) dedikte, (Evet,olur) buyurdu. O günahları işlerken, O, görüyor mu idi? dedi; (Evet) buyurunca, Habeş, bir âh! çekti veyıkılıp cân verdi. Îman ve hayâ böyle olur.

1.İş

Birinci iş, şirket kurmaktır. Ticâret ortağı insanın para kazanmakta ortağı olduğu gibi, bâzan da, hıyânet yapınca, düşmanı olur. Hâlbuki, dünyada kazanılan şeyler, muvakkattir. Aklı olan, buna kıymet vermez. Hattâ, bazıları, (Geçici olan hayr, sonsuz kalan şerden daha kıymetsizdir) dedi.

Giriş

Büyük islâm âlimi imam-ı Muhammed Gazâlî [450] hicrî senesinde Tus şehrinde tevellüd etmiş, 505 [m. 1111] senesinde, yine orada vefât etmiştir. Yüzlerce kitabı içinde, son yazdığı (Kimyâ-i saadet) ismindeki kitabında, dördüncü rüknün altıncı aslında, fârisî olarak buyuruyor ki:

Enbiyâ sûresi, kırkyedinci âyetinde meâlen, (Kıyâmet günü terâzî kuracağım. O gün, kimseye zulmedilmiyecektir. Herkesin, dünyada yapmış olduğu zerre kadar iyilik ve kötülüklerini meydana çıkarıp, terâzîye koyacağım. Herkesin Hesabını yapmaya yetişirim) buyurdu. Bunu haber verdi ki, herkes dünyada kendi hesabına baksın.

İmam Gazali'ye göre Nefis Muhasebesi

Haziran 11th

Nefisle İlgili Ayetler

Nefis kötülüklerle doludur

Ben yine de nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis şiddetle kötülüğü emreder. Ancak Rabbimin rahmetiyle yarlığadığı müstesna. Muhakkak ki, Rabbim bağışlayıcı ve merhametlidir. (YUSUF/53)

Kalblerinde hastalık bulunanların :" Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz" diyerek, onların arasına koşuştuklarını görürsün. Umulur ki Allah, bir fetih ihsan eder veya katından bir emir (iş) getirir de içlerinde gizlediklerine pişman olurlar. (MAİDE/52)

Onlardan birçoğunun kâfirleri dost edindiklerini görürsün. Nefislerinin kendilerine sunduğu şey ne kadar kötüdür! Allah onlara gazabetmiştir. Onlar ebedî olarak azap içinde kalacaklardır. (MAİDE/80)

-
Kıskançlığa ve bencil tutkulara elverişlidir

Nefis Kalp ve Akıl İlişkisi

Bu makaleden önce Lanetlenmiş Ağaç, Nefs ve Kalp makalelerimizin okunması faydalı olabilir.

Gerek “Nefs” makalemizde gerekse “Lanetlenmiş Ağaç” makalemizde “Nefs”in nesnel olarak solunum sistemi olduğunu, “Nefs” kelimesinin buradan geldiğini, kötü arzu ve isteklerin kaynağının nefs/solunum sistemi olduğunu belirtmiştik.

“Kalp” makalemizde de kalbe inenin ruh/bilgi olduğunu belirtip, “İnmek” tabirinin varlık özelliği üst olan atom altından, varlık özelliği daha düşük olan nesneye/kalbe inmeyi anlattığını belirtmiştik.

Nefs/solunum sistemi, kalp ve beyin insanın zihinsel faaliyetlerinde rol oynayan üç önemli organ. Bünyemizdeki bu üçlü yapı içerisinde beyin hem bir okuma aracı hem de çalışma alanı. Beynin bu fonksiyonlarını maddeleştirecek olursak:

1.Nefsin/solunum sisteminin ürettiği kötü arzu ve istekleri okuma.

2.Kalbe inen bilgiyi aklen okuma.

Şeytan ve Nefsi Emmare İlişkisi

Nefs-i emmare, insanın nebati ve hayvani istek ve aruzlarının tamamına denir.

Nefs-i emmare, insana kötülüğü emreden ve insanın terakki ve kemale gitmesine hem engel hem de yardımcı olan en büyük düşmandır. Yardımcıdır, zira rakipsiz ve düşmansız terakki ve tekemmül edilemez. Allah insanın fıtratına koymuş olduğu istidat çekirdeklerini geliştirip büyütmek için nefsi musallat etmiştir. Nefis bu yönü ile çekirdek olan kabiliyetlerimizi ağaç yapmak için bir yardımcıdır. Aynı zamanda düşmandır. Zira insan nefsine mağlup olursa, bu kez de tedenniye gider.

Tezkiye-i nefis kavramı, nefsin genel manada kötülüklerden arındırılması ve terbiye edilmesine işaret eden birer ıstılahtır.

Mesela, nefs-i emmarede tezkiye çok ilkel ve hamdır, inbisat etmemiştir. Nefis sahibi büyük bir mücadele içindedir. Ama ilkel ve ham da olsa, fena ve tezkiye nüve olarak vardır.

Nefs-Seytan İlişkisi

Nefs'in, insanı küfür ve sapıklığa düşürmek isterken tek başına hareket etmediği görülmektedir. Onun büyük bir yardımcısı, arkadaşı ve ortağı vardır: Şeytan.
Nefs, şeytanın arkadaşıdır ve özelliklerinde şeytana benzer. [275] Ay­nı zamanda Nefs, şeytanın insanın gönlündeki vekilidir. [276]
Nefs ve şeytan, insanoğlunun kalbine zaman zaman seslenişte bu­lunur. Buna "Hatır (çoğulu: Havâtır)" denir, Bu sesleniş Nefs tarafından gelirse, buna "Hevâcis"; şeytan tarafından gelirse "Visvâs (Vesvese)"adını alır. [277]

"Nefis", "iblis", "şeytan", "ene" Kavramlarının İzahı ve İlişkisi

Ene farazi ve vehmi benlik ve sahiplik duygusudur. Yani hakikatte olmadığı halde var gibi düşünülen bir sahiplenme, bir kabullenme duygusudur.

Mesela, insanın ailesine "benim ailem" demesi, evine "benim evim" demesi, vücut ve azlarına benim "vücudum ve benim azalarım" demesi buna örnek olarak verilebilir. İşte buradaki "benim" ifadesi enedir. Halbuki hakikat noktasından ne aile, ne ev, ne vücut ve ne de azalar insanın değildir; hepsinin gerçek sahibi Allah’tır.

Allah, insana bu sahiplenme duygusunu mutlak isim ve sıfatlarını kavratmak ve kıyas yapmak için vermiştir. Yani insandaki cüzi ilim, cüzi kudret, cüzi irade, cüzi sahiplenme duygularının hepsi Allah’ın isim ve sıfatına açılan bir pencere gibidir. İnsan bu pencere ile Allah’ın isim ve sıfatlarını kavrar.