strict warning: Only variables should be passed by reference in /home/seytan/domains/seytanucgeni.com/public_html/modules/book/book.module on line 559.

İnsanda nefis varken şeytan neden yaratılmıştır?

- İmtihanın bir gereği olarak insanda hem iyi hem de kötü kabiliyetler var edilmiştir. Bir toprağa ekilen tohumların neşvü nema bulmaları için, sulamak, çapalamak, güneşlendirmek, havalandırmak gibi dışarıdan yapılan bir muameleye mazhar olması gerekir.

İnsanın âdil bir imtihana tabi olması için kendisinde var edilen hayır ve şer kabiliyetleri var edilmiştir. Çekirdek halindeki bir iyilik kabiliyeti için dışarıdan etkin bir şekilde bir kuvve-i melekiyenin ilhamlarına ihtiyaç vardır ki, o iyi kabiliyetler neşvunema bulsun etkin hale gelsin.

Nefiste de var olan kötü duygular birer çekirdek halindedir. Bu nüve halindeki kötü kabiliyetlerin inkişaf etmesi için dışarıdan bir etkinin de olması gerekir. Şeytan bu kötü kabiliyetlerin aktif hale gelmesini sağlayan bir dış etkendir.

- Ayrıca, insanın kendi nefs-i emmaresini düşman telakki edip ona kulak vermemesi oldukça zordur. Çünkü nefis dahili bir düşman olduğu için zararı çok olmakla beraber, kişinin onu her zaman fark etmesi, arzularını geri çevirmesi kolay değildir. Fakat şeytan harici bir düşman olduğu için onu tam bir düşman olarak görüp her zaman ona karşı uyanık olması daha kolaydır.

- Bununla beraber, nefis İslamî terbiye ile emmare mertebesinden levvame, mutmainne, radiye, mardiye mertebesine çıkması söz konusudur. Halbuki imtihanın hayat boyu devam etmesi gerekir. Evliyaların nefsini terbiye ile öldürüp bu saydığımız mertebelere getirdikleri zaman, hayatları tam bir melek gibi basitlik, kötülüğü düşünmeyen bir durumu arz etmemesi için, onun görevi bir yandan âsaba/sinirlere devri söz konusu olduğu gibi, diğer yandan şeytanın varlığıyla da bu imtihanın son nefeslere kadar temin edilmesi söz konusudur.

- Şeytan ile nefsin buluştuğu zemini temin eden ise kuvve-i vahimedir ki, değişik evham bulutlarıyla insanın düşünce semasını karanlık vesveselerle kaplayıp hakikat ışıklarının görülmesine engel olur.

Bu konuya ışık tutan Bediüzzaman hazretlerinin aşağıdaki sözleri de manidardır:

”Meselâ: Nasıl ki insanda kuvve-i hâfızanın vücudu, âlemde Levh-i Mahfuz'un vücuduna kat'î delildir. Öyle de: İnsanda kalbin bir köşesinde lümme-i şeytaniye denilen bir âlet-i vesvese ve kuvve-i vâhimenin telkinatıyla konuşan bir şeytanî lisan ve ifsad edilen kuvve-i vâhime küçük bir şeytan hükmüne geçtiğini ve sahiplerinin ihtiyarına(iradelerine) zıd ve arzusuna muhalif hareket ettiklerini hissen ve hadsen herkes nefsinde görmesi, âlemde büyük şeytanların vücuduna kat'î bir delildir.

Ve bu lümme-i şeytaniye ve şu kuvve-i vâhime, bir kulak ve bir dil olduklarından, ona üfleyen ve bunu konuşturan haricî bir şahs-ı şerirenin vücudunu ihsas ederler. (Lemalar/13.Lema/10. işaret)

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.