Tek düze insan değiliz, her görüşten parça taşıyoruz

Kaçımız tek düzeyiz ki? Tek bir ideoloji tek bir düşüncenin eseriyiz? Biz neyiz?

İçinde var olduğunu iddia ettiğimiz ideoloji bizim bugünkü seviyeye gelmemizde yüzde kaç paya sahip?

Ya da içinde olduğumuz cemaat tarikat dernek kurum bize öğretilenlerin yüzde kaçını öğretti? Ya da öğrettiğini zannettiklerimizin yüzde kaçı onlara ait?

Okuduğumuz bir kitap..

İzlediğimiz bir film..

Sokakta selam verdiğimiz bir arkadaş..

Yaşadığımız mahalle..

Sınıftaki öğretmenimiz..

Otobüste yanına oturduğumuz çocuk

Okuduğumuz gazete..

Baktığımız bir fotograf, bir karikatür..

Facebook profilimizdeki bir paylaşım

* * *

Sürekli olarak bize biz yapan değerler üzerine birşeyler katmaktadır. Hiç farkına varmadan bizi adım adım ilerletmekte 10 sene 20 sene sonra sahip olacağımız ideoloji ve görüşlerin temellerini atmaktadır.

Kaç kişi bugün yediği gıdaların vücudunun ihtiacına uyup uymadığına bakar?
Kaç kişi bugün yediğiklerinin ne kadar sağlıklı olup olmadığına kafa yorar?

Bizler çevreden topladığımız bilgilerin aslında ne kadarı ihtiyacımız olduğunu sorgulamadan arkasına düşmeden hafızamıza kazımaktayız.

Bir kitap hayatımızı değiştirdi zannederken, hayatımızı değiştirmesine hammadde olan yüzlerce hadiseyi o kitabı okuyuncaya kadar yaşamış bizi değiştirdiğini zannettiğimiz kitapta bulmuşuzdur..

Bazen boşluğumuzdan yararlanıp içeriye sızmıştır düşünceler. bazen cehaletimizden faydalanıp işgal etmiştir bizleri. Bazen grurumuz bazen kibrimiz ön ayak oluvermiştir.

* * *

Bugün sahiplendiğimiz ve uğruna savaşlar verdiğimiz düşünceler başkasının besleyip büttüğüdür belki. Biz grip hastalığın bulaşıcılığı gibi asıl düşüncenin sahibinden kapıp sahiplenivermişizdir..

Neden bu kadar ölümüne sahiplendiğimizi bile fark etmeden..

Bir arayış içindeyken bulduğumuzu aradığımızı zannedip sımsıkı sarılavermişizdir belki..

Hiç bir düşünce bize ait değil. Ya hazır geldi elimize, ya da gelenleri biz birleştirip sunduk kendimize.. Belki şu an şu okuduğunuz satırlardaki düşünceler bile bana ait değil.. Benden beslendi bende büyüdü. Benden döküldü ancak çevremde böyle düşünmeye iten tetikleyiciler olmasa ben düşünürmüydüm böyle? Beni bana düşünmeye mahkum edenler olmasa gelirmiydi aklıma..

Kendisine ait olmayanlara kendisininmiş gibi sahiplenip sonra asıl kendisine ait olanlara düşman olduğumuzu düşünsenize..

Örneğin şu harfleri yazdığım alfabe bize mi ait? Ama türk alfabesi diyoruz. türk alfabesi yazarken T harfi kücük oldu diye kıyameti kopartıp eleştiriyoruz.. Halbuki 90 sene öncesinde dedelerimize göstersek bu satırları gevur harfleri demeyeceklermiydi?

Hani bize aitti? Dedelerimize ait olanı ne yazabiliyor ne okuyabiliyoruz. bize ait sandıklarımızı da onlar anlayamıyor.. Nasıl ki ülkelerde devrimler inkilaplar değişimler savaşlar oluyorsa işte her insanın kendi bünyesinde de çeşit çeşit dönem dönem değişimler devam ediyor..

Bir başörütü dindar bayanı düğününde müthiş bir dans edişini izlerken, diğer tarafta açık bir bayanın dans etmekten utandığını kenara kaçtığını görebiliyoruz.. Onu öyle hoplamaya zıplamaya götüren şey aldığı dini terbiye değil izlemediği filmler programlar arkadaşları vs. vs. Diğer açık gibi olanı geri çeken şey ise dedelerinden gelen bir aile kültürü ya da içindeki haya duygusu olabiliyor..

Kadın bir düşünceden başını örtmeyi akıl etmiş ama diğer öğrenmesi dikkat etmesi gereken hiç bir şeyi umursamamış.. Normal toplumsal ve çevresel gördükleri ile yoğrulmuş. Öyle olmasında mahsur görmemiş..

Kısaca her birimizde her görüşten birer ikişer parça düşünce bakış açısı perspektif var..

Kominizmden bir parça almışız
Ateizmden bir kaç parça
İngiliz kültüründen dört beş parça
yunan kültüründen bir parça
. .
.
..
a cemaatinden bir kaç şey
b cemaatinden bir kaç şey
c cemaatinden şu bu

sonra neyduğu belirsiz bir mahluk olarak ortaya çıkmışız..

Ne tam bir müslüman olabilmişiz. Ne de tam bir gevur..

Ne ateist olabilmişiz, ne alevi, ne de sunni..

Ne üzerimize düşenleri dört dörtlük yapabilmişiz, ne de üzerimize düşmeyenlere burnumuzu sokmaktan vazgeçebilmişiz.

Herşekle her kılığa giren tuhaf bir canlı olup çıkmışız

Gerçekten biz ne kadar biziz?

Biz olduğumuz iddia ettiğimiz kültüre inanca dine ne kadar sahibiz? Ne kadarını yaşayabiliyoruz? Bilmemiz gerekenlerin ne kadarını bilmiş öğrenmişiz..

* * *

Daha da kötüsü hep en doğrusu biz biliriz zannetmekte. Bizden başka herkesin hatalı olduğunu zannetmekteyiz. Ya bir uçurumun kenarında ya da cennet bahçesindeyiz. Sel gibi akmaktayız

Türküz diyoruz che hayranı olup fatih sultan mehmet düşmanıyız..

Tüküz diyoruz mao'yu göklere çıkartıyoruz, ama doğu türkistandaki zulumden habersizi..

Türküz diyoruz kral arthurun kahramanlıklarını izlerken hürrem sultana lanet okuyoruz..

uzar da uzar..

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.